Ekonomideki dönüşümü herkes farklı pencereden okuyor. Kimi müşterinin, kimi pazarın, kimi finansın yönünün, kimiyse de teknolojiyle birlikte iğneden ipliğe her şeyin değiştiğini savunuyor.
Doğru cevap hangisi diye bakarsanız, bence hepsi. Fakat bilhassa teknoloji tabanlı gelişimler, her bir adımda şaşkınlık yarattığı için, mucizevi ya da ulaşılmaz olarak algılanıyor ki, temeldeki hatanın da burada olduğunu düşünüyorum.
Kabul etmek gerekir ki, önceki yüzyıllar mukayese edildiğinde teknolojinin ve bilişimin öne çıktığı bu dönüşüm, rekabet ve paylaşım savaşı, düne oranla daha yıkıcı ve dönüştürücü. Çünkü geride kalana yaşam şansı tanımıyor.
Fakat bu meseleyi de mucize kıvamında tartışıyor olmak, bence Diymat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olma riskini de beraberinde getiriyor. Teknolojiyi reddedenlerle, aşırı bağımlı ve mitleştirerek davrananlar arasında, sonuç bakımından çok değişik tablolar çıkacağını sanmıyorum.
Nitelikli tavır, bu teknolojiyi kullanarak, olgunluk içerisinde süreci yönetmek ve yeni ekonomiye adapte olmak iken, gereğinden fazla önem atfetmek ya da yok saymak birbirinden farklı tavırlar değil.
Tarih boyunca sadece uyumlananların ayakta kaldığını unutmamak gerekir. Yaptığınız işi önemsizleştirmeden, oradaki bilgi birikimini, tecrübeyi, dijital ekonomiye taşıyarak, yenilikçi bir bakış açısı sunabiliyorsanız kazanırsınız.
Yok ‘zaten her şeyi halledecek’, ‘elimden bir şey gelmez’ ya da ‘böyle gelmiş böyle gider’ diyorsanız, ekonomi tarihinin tozlu yapraklarında bir cümle olmaya adaysınız demektir. Bilhassa yapay zekâ yaklaşımında bu işin iki uçta değerlendirildiğini görmek ürkütücü.
O zaman formülü tekrar hatırlatalım: İşinizi yapay zekâya devretmeyin. İşinizde yapay zekâyı kullanın. Bu formül tüm teknolojik gelişimler için geçerli.
(Yazıyla ilgili görüş ve düşüncelerinizi [email protected] adresine göndererek yazarımızla paylaşabilirsiniz.)
